• Türkiye’nin geleceği, gençlerimiz için
  • Sağlıklı bir toplum için
  • Bilim, kültür ve sanatın hizmetinde
  • Eğitimde fırsat eşitliği için
  • Toplumsal dayanışmaya destek

AJANDA

Geçmiş ve Şimdinin Buluşması

ANAMED
17 Ekim 2022'ye kadar

Ben-Sen-Onlar

Meşher
29 Mayıs 2022'ye kadar

Locus Solus

Arter
31 Aralık 2022'ye kadar

OyunBu

Arter
9 Nisan 2023'e kadar

Bill Fontana: İo'nun Yeni Sesi

Arter
4 Aralık 2022'ye kadar

Motif

Sadberk Hanım Müzesi
29 Mayıs 2022'ye kadar

Josephine Powell Sergisi

Vehbi Koç Evi
30 Haziran 2020-Süresiz
Haberler

Kültürel miras nedir?

Toplulukların geçmişten bugüne dek korunan maddi ve maddi olmayan ögelerinin toplamı “kültürel miras” olarak adlandırılıyor. Kültürel miras kavramının kökeninde uygarlıklara ait kültürel varlıkların tüm insanlığa ait olduğu fikri yatıyor. Evrenselliğe yapılan vurgu, bu varlıkların korunarak geleceğe taşınmasını mümkün hale getiriyor.

“Ulusal miras” düşüncesinin tarih içerisinde kazandığı önem, o ulusun tarihine ve kültürüne dair ögelerin başta müzeler olmak üzere belirli kurumlarda bir araya getirilmesini sağlıyor. Bu durum, 20. yüzyılın ilerleyen dönemlerinde “dünya mirası” kavramının yaratımıyla birlikte dünya ölçeğine yayılıyor. Tekil olandan küresel olana doğru gerçekleşen sıçrama, geçmişin de daha kapsayıcı bir şekilde kavranmasını imkânlı kılıyor.

Pek çok kavram gibi kültürel miras da statik bir anlama sahip olmaktan uzak; kavramın içeriği zaman içerisinde değişkenlik gösteriyor, yeni anlamları içermek üzere genişliyor, eleştirel yeniden değerlendirmelere tabii tutuluyor. Mevcut haliyle, maddi kültürel miras ögeleri en temelde taşınabilir ve taşınamaz eserler olarak ikiye ayrılıyor. Sanat eserleri, belgeler, objeler ilk grubu oluştururken binalar, tarihi yerler, abideler ikinci grubu meydana getiriyor. Maddi varlıkların korunmasının bir ihtiyaç olarak ortaya çıkması müzeciliğin, arşiv ve dokümantasyonun, sanat eserleri ve arkeolojik ögelerin korunmasına dönük disiplinlerin gelişimini beraberinde getiriyor. Kültürel mirasın maddi olmayan ögeleri ise uygarlıklara ait gelenekleri, sanatsal ifade biçimlerini, dilsel unsurları içeriyor. Sözlü anlatılar, dans ve benzeri performanslar, mutfak kültürü, belirli bir kültür ve coğrafyaya özgü zanaatlar ve bilgi biçimleri maddi olmayan ögeleri oluşturuyor.

Vehbi Koç Vakfı, kültür mirasının korunmasının öneminin yüklediği misyonla Sagalassos Kazıları, Klaros Kazıları, Azize Euphemia Kilisesi Restorasyonu ve Uluslararası Sevgi Gönül Bizans Araştırmaları Sempozyumu gibi etkinlik ve projelerle insanlığa ait ögelerin bulunması, korunması ve bu mirasa ilişkin eleştirel ve nitelikli bilginin üretilmesi için önemli katkılarda bulunmayı sürdürüyor.

Vehbi Koç Vakfı’nın Türkiye için önemli ilkleri yansıtan kültür projelerine desteğine dair detaylı bilgi için tıklayın.