• Türkiye’nin geleceği, gençlerimiz için
  • Sağlıklı bir toplum için
  • Bilim, kültür ve sanatın hizmetinde
  • Eğitimde fırsat eşitliği için
  • Toplumsal dayanışmaya destek

AJANDA

Ütopyadan Sonra: Kuşlar

Sadberk Hanım Müzesi
28 Şubat 2023’e kadar

Arkadaşım İçin

Sadberk Hanım Müzesi
31 Mayıs 2023’e kadar

Ben Kimse. Sen de mi Kimsesin?

Meşher
12 Şubat 2023'e kadar

Koyun Koyuna

Arter
29 Ocak 2023'e kadar

Ahmet Doğu İpek: Başımızda Siyahtan Bir Hâle

Arter
29 Ocak 2023'e kadar

Geçmiş ve Şimdinin Buluşması

ANAMED
17 Ekim 2022'ye kadar

Locus Solus

Arter
31 Aralık 2022'ye kadar

OyunBu

Arter
9 Nisan 2023'e kadar

Bill Fontana: İo'nun Yeni Sesi

Arter
4 Aralık 2022'ye kadar

Josephine Powell Sergisi

Vehbi Koç Evi
30 Haziran 2020-Süresiz
Haberler

Semahat Arsel, Türk Hemşireler Derneği’nin ilk ‘Onursal Üyesi’ oldu

Hemşireler Haftası kapsamında Vehbi Koç Vakfı, Koç Üniversitesi Hemşirelik Fakültesi, Vehbi Koç Vakfı Sağlık Kuruluşları, Semahat Arsel Hemşirelik Eğitim, Uygulama ve Araştırma Merkezi (SANERC) ve Türk Hemşireler Derneği tarafından “Küresel Sağlık için Hemşireliğin Güçlendirilmesi” temasıyla bir sempozyum düzenlendi. Sempozyumun öncesinde Türk Hemşireler Derneği ve Koç Üniversitesi Hemşirelik Fakültesi tarafından gerçekleştirilen ödül töreninde, Türk Hemşireler Derneği’nin ilk “Onursal Üyesi” Vehbi Koç Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Semahat Arsel oldu. Semahat Arsel, ülkemizde topluma kaliteli ve güvenli sağlık hizmeti sunulması amacıyla nitelikli hemşire insan gücü yetiştirilmesine, hemşirelik bilimine, eğitimine, araştırmalara, kanıta dayalı uygulamaların hemşireliğe yansımasına ve mesleğin profesyonel gelişimine verdiği katkıları gerekçesiyle bu unvana layık görüldü.

Semahat Arsel: ‘Hemşirelik mesleği, ülkemizde akademik ve nitelik açısından çok gelişmiş olmasına rağmen bugün halen gidecek çok yolumuz olduğunu hepimiz görüyoruz’
Türk Hemşireler Derneği’ne teşekkür ederek konuşmasına başlayan Semahat Arsel, “Çok genç yaşlarda başlayan rahatsızlığım ve 2. Dünya Savaşı’nın sonu olan o tarihlerde, Türkiye’de bugünkü gibi sağlık malzemeleri ve hizmeti bulunmaması nedeniyle, Avrupa’da ve Amerika’da ameliyatlar geçirip değişik hastanelerde aylarca tedavi gördüm. Doktorlar ve hemşirelerle iç içe yaşadım. Bu süre içinde doktor ve yoğun bakım hemşirelerinin, hastanın sağlığına kavuşmasındaki önemli rollerini yaşayarak öğrendim. Tabii ki her seferinde bu imkanları kendi ülkemizle karşılaştırdım ve içim sızladı. O tarihlerde bunun en acil el atılması gereken konulardan biri olduğunu hissettim ve yardım etmek istedim. Lakin sağlığım müsait değildi.” dedi.

“1974 yılında konuyu babam Vehbi Koç’a aktardım. Ona hislerimi anlattım. Görüşümü destekledi, çalışmalara başladık. Önce o devirdeki lider hemşireleri Vehbi Koç Vakfı’nda toplayarak Türkiye’deki durumu öğrendik.” diyen Semahat Arsel, sözlerini şöyle sürdürdü: “1974 yılında Vehbi Koç Vakfı’nda yapılan toplantıya katılan lider hemşireler, bu konuya yardımcı olmamız nedeniyle çok duygulandılar ve birlikte çalışacağımıza çok sevindiler. İhtiyaçlar tespit edildi. Amerika’dan ‘Hemşireliğin Esasları’ kitabı getirilerek Vehbi Koç Vakfı tarafından Türkçe’ye çevrildi. Eğitimci hemşirelerin hazırladıkları ders kitapları finanse edilerek bastırıldı ve okullara dağıtıldı. Hemşirelik ile ilgili çıkması gereken yasanın bir an evvel çıkabilmesi için organize olduk. Bizim uzattığımız eli tutan hemşireler canıgönülden çalıştılar, bize yardımcı oldular. Diğer taraftan Türk Hemşireler Derneği o tarihte de vardı ancak maddi imkanları çok kısıtlıydı. Sonuçta hep birlikte başlattığımız bu girişim ile herkese bir ümit geldi. O günden bugüne hemşirelik mesleği akademik ve nitelik açısından çok gelişmiş olmasına rağmen bugün hâlâ gidecek çok yolumuz olduğunu hepimiz görüyoruz.”

Dr. Azize Atlı Özbaş: ‘Sayın Semahat Arsel’in girişimleri, ülkemizdeki hemşireliğin gelişimindeki atlama taşlarını oluşturmuş, önemli ilerlemelere yol açmıştır’
Türk Hemşireler Derneği Başkanı Dr. Azize Atlı Özbaş, Semahat Arsel’e plaketini takdim ederken yaptığı konuşmada, “Sayın Semahat Arsel’in girişimleri, ülkemizdeki hemşireliğin gelişimindeki atlama taşlarını oluşturmuş, önemli ilerlemelere yol açmıştır. Hemşirelikte özerkliğin geliştirilmesine çok önemli katkılar sağlayarak, hemşireliği güçlendirmiştir.” dedi.

Semahat Arsel’in, Vehbi Koç Vakfı Hemşirelik Fonu ile Türkiye’de hemşirelik mesleğinin dünya standartlarına ulaşması amacıyla pek çok çalışmayı desteklediğini, yurt dışı eğitimleri dahil 10.000’den fazla hemşireye eğitim alma olanağı sunduğunu belirten Dr. Azize Atlı Özbaş, Türkiye’nin ilk ve tek mezuniyet sonrası hemşirelik eğitim merkezi olan Semahat Arsel Hemşirelik Eğitim ve Araştırma Merkezi’nin (SANERC) hemşirelik mesleğine katkılarını da hatırlattı.

Azize Atlı Özbaş, sözlerini şöyle sürdürdü: “Sayın Semahat Arsel’in hemşirelik mesleğine olan bu sevgisi, ilgisi, anlayışı ve emeğinin kaynağına yönelik pek çok kaynakta ve kendi ifadelerinde genç yaşından itibaren çok sayıda ameliyat geçirmesi ve hemşirelik mesleğinin sağlık sektörü açısından taşıdığı öneme doğrudan tanıklık etmesi olduğu yer almaktadır. Cervantes’in dediği gibi ‘Sağlığın başlangıcı hastalığı tanımaktır.’ Ancak hastalığı deneyimleyen her bireyin bu deneyiminden anlam bulması, bu anlamı bir ülkeye, bir mesleğe, sayısız yaşama yayması her zaman mümkün değildir.”

Prof. Dr. Ayişe Karadağ: ‘Nüfus başına ve hekim başına hemşire sayısının en az olduğu OECD ülkesi Türkiye’
Sempozyumun açılış konuşmasını yapan Koç Üniversitesi Hemşirelik Fakültesi Dekanı ve Semahat Arsel Hemşirelik Eğitim, Uygulama ve Araştırma Merkezi Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Ayişe Karadağ ise dünyanın her yerindeki hemşirelere pandemi dönemindeki özverili çalışmalarından dolayı teşekkür ettiğini ancak Türkiye’deki hemşirelerle ayrıca gurur duyduğunu belirtirken sözlerini şöyle sürdürdü: “Türkiye nüfus başına ve hekim başına hemşire sayısının en az olduğu OECD ülkesi olmasına rağmen maalesef on binlerce mezun hemşire de atama beklemektedir. Ülkemizdeki hemşireler bu az sayı ile çok iş başardılar. Ancak hemşirelerin de insan olduğunu unutmamak gerekir. Hemşireler ağır koşullar altında çalışmaktalar; 24 saat kesintisiz çalışma, fazla mesai, güvenli ve nitelikli bakım sağlayabileceklerinden çok daha fazla sayıda hastaya bakmak durumunda kalma, şiddete maruz kalma gibi durumlar onları tüketmekte, umutsuzluğa sürüklemekte ve işlerini hatta ülkelerini terk etme sorunu ile karşı karşıya getirmektedir.”